logo

‘Türkiye’de hissediliyorum’

843709_detayUzun bir süredir kendimi dinlemekten alıkoyamadığım bir şarkı var; İbrahim Maalouf‘tan. Doğduğu şehrin adını verdiği şarkısı, 2007 tarihli Diaspora albümünden, adı Beyrut. Bu yüzden İbrahim Maalouf‘un (33) bu yıl “Wind” adlı son albümünü çıkardıktan sonra tekrar İstanbul’a geldiğini öğrendiğimde, onunla röportaj yapmamam mümkün değildi. Maalouf trompeti duymaya hiç alışkın olmadığımız biçimde, nameler eşliğinde çalan bir müzisyen. Lübnanlı olduğundan yaptığı müzik kulağınıza çok tanıdık geliyor. Soyadı da yabancı değil, zira İbrahim, ünlü yazar Amin Maalouf’un yeğeni ve Paris’te komşular. Şimdi sıra İbrahim’de, o anlatıyor…

Trompetle nasıl tanıştınız?

Babam trompet çalar. Çocukken evde babamı dinlerdim. Sanırım trompetin sesini bu yüzden çok sevdim. Babamdan bana ders vermesini istedim ve onunla birlikte çalmaya başladım.

Fransa’ya Lübnan’da iç savaş başlayınca mı gittiniz?

Savaş başladığında zaten bir ayağımız Fransa’daydı. Ben 7 yaşındayken temelli taşındık.

Siz trompet çalınca içinden doğu ezgileri çıkıyor. Sanırım özel bir enstrüman kullanıyorsunuz.

Evet, çaldığım 4 sübaplı trompeti babam icat etti. Normal bir trompetçiden oryantal ezgiler duymanız zor. Ama ben trompetten Arap ezgilerinin çıkmasını istiyorum.

‘AMİN DAYIM OLUR, BABAM DA BİR MAALOUF’

Afikalı Leo’dan Semerkand’a, o nefis kitapların yazarı Amin Maalouf neyiniz oluyor?

Amin benim dayım.

Soyadınız nasıl Maalouf peki?

Babam da bir Maalouf çünkü.

Dayınızla ilişkiniz nasıl? Sık görüşüyor musunuz?

Çok sık görüşüyoruz. Dayımla epey yakınızdır. Aileyiz işte…

Amin Maalouf dedesinin Atatürk ve Osmanlı hayranlığını anlatır. Hatta bir de teyzesi varmış. Adı Kemal…
Evet! Annemin de teyzesi…

Büyük teyzenizin isminin neden Kemal olduğunu biliyorsunuz o zaman.
Ee, bilemiyorum. Ama bir sebebi olmalı, değil mi?

Unutmuşsunuzdur, bu hikâye ünlü… Amin Maalouf’un ve anneninizin Mustafa Kemal Atatürk hayranı büyükbabası, doğacak çocuğuna Kemal adını koymaya karar vermiş. Ama kız olunca, büyük teyzenize yine de kız ismi koymamış, adı Kemal kalmış.
Doğru doğru…

İSTANBUL, MÜZİK, RAKI, BALIK
Atatürk ve Osmanlı hayranlığı Maalouf ailesinde yaygın mıdır?
Biz tarihle yakından ilgilenen bir aileyiz. Amin de modern Türkiye hakkında pek çok şey yazdı. Lübnan ve Türk kültürleri birbirine çok yakın. Yemeklerimiz, müziklerimiz her şeyimiz birbirine çok benziyor. İstanbul’a geldiğimde gerçekten evimde gibi hissediyorum ve gittiğim birçok şehirden çok daha fazla vakit geçiriyorum. İstanbul’a her daim konser tarihinden 2-3 gün önce geliyorum. Müzik dinliyorum, insanlarla konuşuyorum.

İstanbul’da neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?

Müzik dinlemek, rakı içmek ve balık yemekten başka ne seviyorum diye mi soruyorsunuz?

Peki anlaşıldı!

Konuştuğumuz dil dışında Türkiye’de her şey Lübnan’la aynı…

Fransa’da büyüdünüz değil mi?

Lübnan ve Fransa…

‘REALİSTİM, MÜZİK BARIŞI GETİRMEZ’

Fransa’da göçmen duygusuna sahip misiniz?

Kendimi göçmen gibi hissetmiyorum ama insanlar sürekli size göçmen olduğunuzu hatırlatıyor. Ama bunu yok sayıyorum. Tamamen Fransızım ya da tamamen Lübnanlıyım, demiyorum. Kimliğimi iki ülke arasından seçmedim, hem Fransız hem Lübnanlıyım.

Namelerinizde de bu çift kimliklilik var mı?

Özellikle Doğu ve Batı ezgileri birarada olsun diye hazırlanmıyorum. İki anadilim karıştığı gibi klasik Batı müziği ve klasik Arap müziği de karışıyor. Matematiksel bir çalışma yapmıyorum. Doğal olarak öyle çıkıyor, müzik kafamda böyle çalıyor.

Lübnan’ın sınırında bir iç savaş var. Mesela müziğin din kaynaklı kavgaların çözümünde rolü olur mu?
Öyle olduğunu anlatmak isterdim ama realist olmaya çalışıyorum. Sorunlar o kadar büyük ki müziğin çözüme bir etkisi olacağına inanamıyorum.

Edebiyat için de aynısını düşünüyor musunuz?

Hayır. Amin’in yeğeni olmakla çok gurur duyuyorum. Onu daha çok insanın sevip okumasının dünyaya çok faydalı olacağına inanıyorum. Onun dünyaya bakışı, tarihe, kimliklere ve geleceğe dair fikirleri dünyaya benim müziğimden daha faydalı.

‘Türkleri mevval çekiyor’

Türk müziği dinliyor musunuz?

Gençken Laço Tayfa’yı dinlerdim. Hüsnü’nün klarnetine bayılıyorum. Roman müziğinin hayranıyım.

Türk dinleyicilerle aranızda nasıl bir bağ kuruluyor?

Mükemmel. İstanbul’da çalmayı çok seviyorum. Dürüst olmak gerekirse Lübnan’dan sonra dünyada müziğimi sadece Türkler gerçekten hissediyor. İnsanlar beni, yapmaya çalıştığım müziği anlıyor.

Batılı dinleyicilerinizle Doğulu dinleyicileriniz arasında ne fark görüyorsunuz?

Mesela Türk dinleyicileri, trompetimle yaptığım mevval (Arap ağzı uzun hava) çekiyor. Ama Fransa’da veya ABD’de mevval, dinleyenlere sadece egzotik geliyor, onu hissetmiyorlar.

Neden Türkiye’ye daha sık gelmiyorsunuz?

Çünkü o kadar sık davet etmiyorlar. Etseler gelirim.

KAYNAK: HABERTÜRK

Etiketler: » » » » »
Share
1412 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

*